Güncel Haberler ve Video İncelemeleri
Youtube destek, bilgilendirme, dijital içerik üretimi, ekipman tavsiyeleri ve SEO hakkında bilgiler

Elektrikli Otomobillerin Tarihçesi

0 3

Elektrikli vasıtaların ilk örneği 1835 senesinde Thomas Davenport tarafından Amerika’da buluş edildi. Bu vasıta iki elektromıknatıs, pivot ve batarya kullanılarak geliştirilen ufak bir lokomotifti. Aynı tarihlerde İskoçya’da yaşam sürdüren Robert Anderson da elektrik enerjisiyle çalışan bir vasıta buluş etmeyi başardı. Ancak Anderson’un buluş ettiği bu vasıtada şarj edilme özelliği olmadığı için günlük hayata uyum sağlayamadı ve başarısız oldu.

Çalışmaları 1830’larda başlayan elektrikli otomobiller 1900’lü senelerin başında en verimli dönemlerini yaşıyordu. Bu dönemlerde elektrikli otomobillerin başarılı örnekleri görülmeye başlanmış ve gitgide yaygınlaşmıştı. Hatta New York’ta elektrikli ticari taksiler kullanılmaya başlanmıştı. Amerika’da imal edilen 4000’den çok otomobilin %28’i elektrik enerjisiyle çalışıyordu. Aynı dönemde New York, Boston ve Chicago gibi büyük şehirlerdeki otomobillerin üçte ikisi elektrikli vasıtalardan oluşuyordu. O senelerin sınırlı teknolojisiyle imal edilen benzinli vasıtalarda titreme, gürültü gibi pek çok teknik problemle karşılaşıldığı için yanmalı motora sahip vasıtaların yanı sıra elektrikli vasıtalara olan talep süratle artıyordu.

1908 senesine gelindiğinde ABD’li mühendis Henry Martin Ford’un kurucusu bulunduğu Amerikan otomobil lideri Ford Motor Company, benzinli vasıta seri üretimine başladı. Seri üretimine başlanan ilk otomobil Model T tanıtıldı. Henry Ford’un ‘bant sistemi’ yardımıyla Amerikan otomobil pazarı alt üst oldu. Benzinli otomobil fiyatları elektrikli vasıtaların üçte birine kadar düştü.

1912 senesinde elektrikli bir otomobil 1750 dolarken, benzinli bir otomobil sadece 650 dolardı. 1920’lerde ise elektrikli vasıtalara olan talep bayağı azalmıştı bundan sonra genellikle Model T tercih ediliyordu. Benzinli vasıtalarda daha uzun sürüş uzaklığı imkânı, beygir gücü, düşük fiyat ve benzine ulaşımın basit olması elektrikli vasıtaların geride kalmasının ana sebepleri oldu.

Hızla ilerleyen otomobil pazarında 1960’larda, yoğun üretimle yükselen otomobil sayısı, insanların satın alma gücünü de arttırdı. Otomobil sahibi olmak çok basitleşmişti, her seri üretimde hedeflendiği gibi seri tüketim başlamıştı. Ancak bu denetimsiz tüketim zararlı yakıtlar ve hava kirliliği gibi pek çok sıkıntısını da yanında getirdi. Fosil yakıtlı motorların etrafa verilen zararlar ve petrol krizinin etkisiyle yanmalı motorla çalışan vasıtalara seçenek aranmaya başlandı.

1972 senesinde hiçbir vakit üretime geçmeyecek olan BMW 1602 E model bir elektrikli vasıta tasarlandı. Araç o sene Olimpiyat Oyunları’nda sergilendi ve büyük ilgi gördü. O dönemlerde hibrit ve elektrikli vasıtalar popülerleşti. Bu popülarite Amerika’nın yeni kararlar alması ve vasıta yapımcılarının devlet tarafından teşvik edilmesine sebep oldu. Yavaş yavaş yürütülen elektrikli otomobil üretim çalışmaları, 1990’larda imzalanan Temiz Hava Yasası Değişikliği ve Enerji Politikası Kanunu’yla yine gündeme geldi.

1996’da General Motors’un “Dünyanın en verimli üretim aracı” olarak tanıtılan EV1 modeli üretildi. Ancak EV1’lerin pazarlama stratejilerindeki başarısızlıklar üretimin devam etmesine engel oldu. Sonrasında dünyanın en büyük otomobil yapımcılarından Toyota, ilk kez ticari olarak pazarlanan ve seri imal edilen hibrit otomobili Prius’u tanıttı. 1997’de üretimine başlanan Prius, üretildiği ilk sene 70’bine yakın sattı.

2000 senesine gelinene kadar Honda, Nissan, Toyota, Cheyy, General Motor gibi büyük otomobil yapımcıları elektrikli vasıtalar geliştirmeye başladı. Ancak bu dönemlerde imal edilen vasıtalarla ciddi bir başarı elde edilememişti. Elektrikli otomobillerin bugünümüzde bu kadar başarılı örneklerinin görülmesinde etkili olan hamle, 2006 senesinde Tesla Motor’un elektrikli vasıta üretimine başlamasıyla oldu.

Tesla’nın 2011 senesinde ürettiği Roadster modeli, elektrikli vasıta tarihinde devrim yarattı. Diğer otomobil örneklerinden değişik olarak Tesla Roadster, 240 km menzil performansıyla öne çıkıyordu. Henry Ford’un Model T ile yaptığı hamlenin bir aynısını aradan geçtiğimiz 100 sene sonra Elon Musk, Tesla Roadster ile yapmıştı. Zamanla menzil kapasitesini arttıran ve son derece ilerlemiş elektrikli vasıtalar yapan Tesla Motor, sektörün lider markası durumuna geldi.

Günümüzde Tesla; aracın altyapısı, elektrik motoru, bataryası ve şarj istasyonları gibi elektrikli vasıtalar için lüzumlu ekipmanları da kendi başına üreterek resmen dev bir ekosistem durumuna geldi. Pek çok ülkede fabrikası bulunan, dünyanın en çok satan elektrikli otomobil markası Tesla’nın pazar sayısal değeri son vakitlarda 1 trilyon doları aştı. Tesla, dünyanın ilk trilyon dolarlık otomobil firması olmayı başararak elektrikli vasıtaların ileride otomobil pazarına hakim olacağını bir kez daha kanıtlamış oldu.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.